Karlı bir cuma sabahına uyandık. Belki Hawaii havası hepimize iyi gelir?
27 Ocak 2012 Cuma
26 Ocak 2012 Perşembe
Hello Kitty'li bir dünyada, havuç olmak
Tamam, kötü bir huyum var.
Bir şeyi aksatmaya/unutmaya zamanla alışıyorum. Mesela, blogumu güncellemek.
Aslında son zamanlarda zamansızlıktan yazamıyorum. Ama bunun ne kadar sinir bozucu bir cümle olduğunun da farkındayım.
Hepimiz bu şekildeysek, hayatın tadını kimler çıkarıyor?
Havalar daha da soğuyacak- diyorlar.
Yukarıda gördüğünüz ilanı derginin birinde gördüm. Mesleki deformasyon diyelim, gözlerim artık sadece yanlışları görüyor. Ağız tadıyla kitap, dergi, gazete okumak yok!
Yogaya kısa bir ara verdim, ancak bu arayı uzatmamak niyetindeyim.
Yasemin hocamı ve arkadaşlarımı özledim. Onların da beni özlediğini duyuyorum! Az kaldı!
Okulumun bitmesi sebebiyle cumartesilerinin tadını çıkarıyorum. Arkadaşlarımı ağırlayabiliyor ve özgürce planlar yapabiliyorum.
Öğle tatillerinde, aynı kafadan insanlarla beraber yemek yemeyi özlemişim... Çay, kahve saatleri şimdi daha keyifli.
Kafa bir dünya çalışırken, bir anda elinde pastalarla ofise gelen ve "nedenini sormayın, yiyin" diyen insanlarla çalışmaksa daha da keyifli!
Ve dişim bir anda "dökülünce", strestendir diyen bir arkadaşım var. Etrafında senden daha deli insanların olması bazen iyi oluyor.
Gerçekten sevdiğiniz -şanslıysanız doğru- insanla evlenirseniz, hayat daha güzel oluyor. Bu havuçlar konuyla direkt alakalı olmasa da, artık Ege semalarından bir çiftlikten beslendiğimizi, bu havuçları da çocuklarımız gibi sevdiğimizi söylemek istiyorum!
19 Ocak 2012 Perşembe
Yeni yıl gelmiş geçiyor ama blog hala Kasım yazılarıyla açılıyor.
Farkındayım, zaman ayırmadım, kabul bu benim hatam!
Bir hatırlatma: Instagram'da ruyakayitlari olarak beni bulabilir ve neler yapıyorum takip edebilirsiniz!
Farkındayım, zaman ayırmadım, kabul bu benim hatam!
Bir hatırlatma: Instagram'da ruyakayitlari olarak beni bulabilir ve neler yapıyorum takip edebilirsiniz!
10 Kasım 2011 Perşembe
1881-∞
Bugün 10 Kasım...Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ü saygı, minnet, şükran ve özlemle anıyoruz...
Ve milletçe yaşadığımız her üzücü olaydan sonra, onu daha çok özlemle anacağımızı biliyorum...
Mutfakta 8 hafta!
Mutfak tutkunlarının vazgeçemediği adres Mutfak Sanatları Akademisi (MSA) Kasım ayında geleneğini yine bozmadı. Bu ayın programında alıştığınız MSA workshop’larının yanısıra, Dünyanın en iyi 50 restoranından “Il Canto’’ 'nun şefi Paolo Lopriore, MSA Eğitmen Şefi Hakan Şen’le “Şef’in Menüsü”, Pie’ lar ve Tart’ lar farklı eğitimler yer alıyor. Mutfakta çok işinize yarayacak pek çok tekniği işin profesyonelinden öğreneceğiniz Kasım ayı workshop’ları için yerinizi şimdiden ayırtın…
MSA, mutfakla ilgilenen, profesyonel tekniklerle farklı
lezzetleri keşfetmeye hazır olanlar için Kasım ayında yine birbirinden cazip etkinlikler
sunuyor. Bu ayın takviminde MSA klasiği haline gelen İtalyan Mutfağı, Etler ve
Pişirme Teknikleri, Pastacılık ile miniklerin favorisi Küçük Gurme
workshop’larına ek olarak Pie’lar ve Tart’lar gibi yeni seçenekler de yer
alıyor.. Ayrıca kendi mutfağında profesyonelleşmek isteyenler için Kasım ayında
hem hafta içi hem de haftasonu programı olarak açılacak olan iki ayrı “Mutfakta
8 Hafta” eğitimi kaçırılmaz bir fırsat.
MSA dünyaca tanınmış executive şefleri mutfak
tutkunlarıyla buluşturmaya devam ediyor. Dünyanın en iyi 50 restoranından ’’Il
Canto’’nun şefi İtalyan Paolo Lopriore
Kasım’da MSA’ya konuk oluyor. Ferran Adrià'nın "İtalyan Mutfağı’nın en hızlı yükselen yıldızı ve mutfağını
anadili gibi kullanan yetenekli bir şair" olarak nitelendirdiği
Lopriore’nin tekniklerini kendisinden öğreneceğiniz bu eşsiz fırsatı
kaçırmayın.
MSA’nın deneyimli Profesyonel Eğitmen Şefi Hakan Şen, favori tariflerden oluşan menüsünü Kasım ayında mutfak severlere sunuyor. “Hakan Şen ile Akdeniz Esintileri” workshop’u, 23 Kasım Salı günü 19.00-22.00 arasında gerçekleşecek.. Programlarla ilgili ayrıntılı bilgiler www.msa.com.tr'de.
25 Ekim 2011 Salı
7.2
Konu dışı aslında tam da konuyla alakalı... Eda paylaşmış, dayanamadım yazmak istedim...
"Kadıköy Belediyesi'nde yardımların paketlenmesi için koliler bitince devreye kim girmiş dersiniz? sokaklarda kağıt toplayan çocuklar.. ve bir oyuncağın üstündeki not 'depremde çocukların 'oyuncakları kayboluyormuş. Bulana kadar benim arabamla oyna'..."
"Kadıköy Belediyesi'nde yardımların paketlenmesi için koliler bitince devreye kim girmiş dersiniz? sokaklarda kağıt toplayan çocuklar.. ve bir oyuncağın üstündeki not 'depremde çocukların 'oyuncakları kayboluyormuş. Bulana kadar benim arabamla oyna'..."
24 Ekim 2011 Pazartesi
En son ne zaman bir bienal gördünüz?
12. İstanbul Bienali’nin İsimsiz, 2011 olarak belirlenen başlığı ve görsel kimliği, minimalist ve kavramsal yapıtlarıyla 20. yüzyıl güncel sanatının en önemli isimleri arasında sayılan Küba asıllı Amerikalı sanatçı Felix Gonzalez-Torres’in (1957‒1996) yapıtlarından ilham alıyor.
Yapıtları
uluslararası arenada pek çok kişisel ve karma sergide yer alan Gonzalez-Torres, aynı zamanda
küratörlüğünü Rosa Martinez’in üstlendiği 5. Uluslararası İstanbul Bienali’nde
de yer almıştı. Torres’in, siyasi konuları ele alırken kullandığı yenilikçi
sanat dili, 12. İstanbul Bienali
için yürütülen araştırmalara esin kaynağı oldu. Gonzalez-Torres’in
varlığı, sanatçının çoğu yapıtını
adlandırma biçimine gönderme yapan “İsimsiz”
başlığının yanı sıra bienalin temalarında ve görsel kimliğinde kendini gösterirken
12. İstanbul Bienali sergilerinde sanatçının hiçbir yapıtı yer almıyor.
12.
İstanbul Bienali’nde İsimsiz (Soyutlama), "İsimsiz" (Ross), "İsimsiz" (Pasaport), İsimsiz (Tarih) ve "İsimsiz" (Ateşli Silahla Ölüm) olarak farklı temalar altında düzenlenen
beş karma sergiye ek olarak, bu temalarla ilgili tartışmaları daha da ileriye taşıyan
50’den fazla kişisel sunum da yer alıyor. İstanbul Bienali, başlığında olduğu gibi, adlarını Gonzalez-Torres’in yapıtlarından alan bu beş tema çerçevesinde de sanatçıya referans vermeye devam ediyor.
İstanbul Bienali
küratörleri, Gonzalez-Torres’in “İsimsiz” kavramına uygun bir şekilde,
sergiyle ilgili önyargılı düşüncelere yönelik eleştirel bir tavır geliştirip
bienal sanatçılarının isim listesini sergi açılmadan önce ilan etmeyerek
serginin bu yollarla tüketilmesine de eleştirel bir bakış açısı getirdiler. 12. İstanbul Bienali, günümüzde,
özellikle bienal bağlamında yan etkinlik ve programları öne çıkaran anlayışa
yanıt olarak, sanatsal ve küratöryel ifadenin asıl biçimi olan serginin önemine
yeniden dikkat çekmeyi amaçlıyor. Bienal, yapıtların sunumuna ve birbiriyle
ilişkisine öncelik tanıyacak şekilde, özenle inşa edilmiş tek bir mekana, Antrepo’ya yerleştirildi.
Farklı bir kültür sanat kaçamağına hazır olun!
Bu özel konseri Salon İKSV'de 31 Ekim - 1 Kasım 2011 tarihlerinde izleyebilirsiniz. Bilgi için iksv.org








